KÜNYE
- Toplantı No: 2024/012
- Gündem No: 3
- Karar Tarihi: 20.03.2024
- Karar No: 2024/UY.IV-450
- Başvuru Sahibi: Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş.
- İhaleyi Yapan İdare: Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü
- İKN: 2021/451175
- İhale Adı: H.434 Referanslı 400 Kv (~53 Km) 2x3B 1272 MCM İletkenli Kastamonu 380 - Bartın OSB 1 Kısım (Dr1–138 Arası) EİH, 400 Kv (~53,6 Km) 2x3B 1272 MCM İletkenli Kastamonu 380 - Bartın OSB 2 Kısım (Dr139–274 Arası) EİH Teklif Birim Fiyatlı Komple Tesis İşi
Özet
Başvurunun sözleşme uygulama aşamasına ilişkin olması nedeniyle görev yönünden reddi
Başvuru / İddialar
Başvuru sahibi, idarenin yer teslimini iki yıldan fazla geciktirmesi ve olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle sözleşmenin tasfiye edilmesi gerektiğini, tasfiye talebinin hak düşürücü süre içinde yapıldığını ve sonrasında yapılan tasfiye talebinden vazgeçme bildirimlerinin hukuken geçersiz olduğunu iddia ederek karar talep etmiştir.
Kurul Değerlendirmesi
Başvurunun konusu, ihale sürecinin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan işlemleri kapsayan 4734 sayılı Kanun kapsamında değil, sözleşmenin uygulanması aşamasına ilişkin olup, Kurumun görev ve yetki alanı dışındadır.
İdare Görüşü
İdare, tasfiye talebinin tekrar gündeme alınmasının söz konusu olmadığını bildirmiştir.
Genel Soru–Cevap
Soru: İhale süreci tamamlandıktan sonra sözleşmenin uygulanması aşamasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar Kamu İhale Kurulu tarafından incelenir mi?
Cevap: Genel olarak, Kamu İhale Kurulu’nun inceleme yetkisi ihale süreci ve sözleşmenin kurulmasına kadarki işlemlerle sınırlıdır. Sözleşmenin uygulanması aşamasında taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklar, ihale mevzuatı kapsamında Kurulun görev alanına girmeyebilir ve bu tür başvurular sıklıkla görev yönünden reddedilmektedir. Bu durum, uygulamada Kurulun yetki sınırlarının önemli bir belirleyicisidir.
Soru: Yer tesliminin gecikmesi ihale sürecinde önemli bir husus iken, bu gecikmeye ilişkin şikayetler hangi aşamada ve nasıl değerlendirilebilir?
Cevap: Yer teslimi genellikle sözleşmenin uygulanmasına geçiş aşaması olarak değerlendirilir ve bu nedenle yer tesliminin gecikmesine ilişkin iddialar ihale süreci kapsamına girmeyebilir. İdarenin süreci hızlandırma yükümlülüğüne rağmen uzun gecikmeler yaşanması durumunda, bu husus ihale süreci boyunca değil, sözleşmenin uygulanmasıyla ilişkili olarak değerlendirilir ve Kurul tarafından görev yönünden reddedilebilir.
Soru: Sözleşmenin tasfiye edilmesi talebi ihale süreci kapsamında mı değerlendirilir, yoksa tasfiye talebinin zamanı ve şekline ilişkin itirazlar nasıl ele alınır?
Cevap: Sözleşmenin tasfiye edilmesi; ihale süreci sonrası sözleşmenin uygulanmasına dair bir işlem olduğundan, tasfiye talepleri genel olarak ihale mevzuatı kapsamında Kurulun inceleme yetkisinde sayılmaz. Bu nedenle tasfiye talebinin hak düşürücü süre içinde yapılıp yapılmadığı veya sonradan tasfiye talebinden vazgeçilmesi gibi hususlar ilgili uyuşmazlık süreçlerinde ayrı mekanizmalar tarafından değerlendirilir.
Soru: İdarenin sözleşmenin tasfiye talebinden vazgeçme bildirimleri, Kamu İhale Kurulu tarafından nasıl değerlendirilir?
Cevap: Sözleşmenin tasfiye talebinden vazgeçilmesi sözleşmenin ifasına ilişkin bir işlem olarak sözleşme uygulama aşamasına girer ve ihale süreci kapsamında değildir. Bu nedenle bu tür işlemler ve bunların hukuki geçerliliğine ilişkin itirazlar Kurulun görev alanı dışında kalmakta, dolayısıyla Kurulca incelenmemektedir.
Soru: Kamu İhale Kurulu kararlarında “görev yönünden ret” kararı hangi tür başvurularda sıklıkla verilir ve bu kararın dayanağı nedir?
Cevap: Görev yönünden ret kararı özellikle başvurunun ihale süreci dışındaki işlemlere, örneğin sözleşmenin uygulanması ya da sona erdirilmesine ilişkin konulara dair olması halinde verilmesi yaygın bir sonuçtur. Bu karar, Kurulun 4734 sayılı Kanun kapsamında yalnızca ihalenin öncesini ve sözleşmenin kurulmasını denetleme yetkisi olduğunu, devam eden veya sona erdirilen sözleşme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkların kurumun görev alanına girmediğini ortaya koyar.
Vakaya Özel Soru–Cevap
Soru: Başvuru sahibinin yer tesliminin gecikmesine ilişkin iddiası Kamu İhale Kurulu tarafından neden incelenmedi?
Cevap: Çünkü yer teslimi işlemi ihale sürecinin sonrasına, yani sözleşmenin uygulanması aşamasına ait bir işlem olup, Kurulun 4734 sayılı Kanun kapsamında inceleme yetkisinin dışında kalmıştır. Bu nedenle yer tesliminin gecikmesi iddiası, Kurul tarafından görev yönünden reddedilmiştir.
Soru: Başvuruda yer alan tasfiye talebinin hak düşürücü süre içinde yapıldığı iddiası Kurul kararını etkiledi mi?
Cevap: Hayır, Kurul ihale süreci dışında sözleşmenin tasfiye edilmesi talebine ilişkin talepleri inceleme yetkisine sahip olmadığından, tasfiye talebinin hak düşürücü süre içinde yapılıp yapılmaması karar üzerinde etkili olmamıştır.
Soru: İdarenin tasfiye talebinden vazgeçme bildirimlerinin hukuken geçersiz olduğuna ilişkin başvuru sahibi iddiası Kurul tarafından nasıl değerlendirildi?
Cevap: Bu iddia, sözleşmenin uygulanması aşamasına ilişkin olup Kurulun görev alanına girmediğinden, Kurulca değerlendirilmemiş ve başvuru görev yönünden reddedilmiştir.
Soru: Bu vakada Kurumun görev ve yetkisinin olmadığı sonucuna varılmasının dayanağı nedir?
Cevap: Başvurunun konusu ihale süreci dışındaki sözleşmenin uygulanmasına ilişkin işlemleri kapsadığından, Kurumun görev ve yetki alanının dışında kalması nedeniyle başvuru görev yönünden reddedilmiştir.
Detaylı Analiz
Başvuruya konu olayda, şikâyet sahibi firma, idarenin sözleşmeye ilişkin yer teslimini uzun süre geciktirdiğini ve bu gecikmenin yanı sıra ekonomik şartların bozulması nedeniyle sözleşmenin devam ettirilemeyecek hâle geldiğini öne sürerek tasfiye talep etmiştir. Ayrıca söz konusu talebin belirlenen sürede yapıldığını, devamında ortaya koyulan vazgeçme bildirimlerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Kuruma yönelik başvuru bu kapsamda, sözleşmenin sona erdirilmesine yönelik iradelerin hukuken geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi talebini de içermektedir. Uyuşmazlığın esasını ise bunların Kamu İhale Kurulu tarafından incelenip incelenemeyeceği sorusu oluşturmaktadır.
İnceleme konusu olayda ihale süreciyle bağlantılı görülebilecek belli unsurlar bulunsa da, şikayet doğrudan sözleşmenin uygulanması safhasına ilişkindir. Yer teslimi işleminin gerçekleşme zamanı, tasfiye düşüncesinin değerlendirilmesi, sürelere ilişkin beyanlar ve idarenin bu doğrultuda ortaya koyduğu tutum tamamen ihale tamamlandıktan sonra gelişen bir sürecin parçalarıdır. Bu açıdan, şikâyet edilen işlemler ihale sürecine değil, sözleşmeye geçiş ve uygulama alanına aittir. Bu tespit Kurul açısından başvurunun değerlendirilebilirliğini sınırlandıran temel unsurdur.
Uyuşmazlıkta değinilen hak düşürücü süre, başvuru sahibinin iddialarının merkezinde yer almakla birlikte, Kurul bu tartışmayı anlamlı bulmamıştır. Çünkü hak düşürücü sürenin isabetli şekilde kullanılıp kullanılmadığı, iddiaya konu tasfiyeye dair kabul beyanlarının geçerliliği gibi hususlar, ancak sözleşmeye dayalı özel hukuk ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken konulardır. Kurul, bu yönüyle uyuşmazlığı “esaslı unsur” kategorisine sokmak yerine, Kurumun görev alanı dışına çıkaran biçimde konumlandırmıştır. Bu durum, ihale süreciyle ilgisi kalmayan iddiaların Kurul nezdinde değerlendirilebilmesini baştan engelleyen bir unsur hâline gelmiştir.
Kurulun değerlendirmesinde başvuru sahibi şirketin unvanı, yeterlik koşulları ya da pilot ortaklık gibi ihale sürecine dair teknik detaylar gündeme gelmemiştir. Çünkü başvuru, herhangi bir iş deneyim şartına ya da ortaklık yapısına ilişkin tartışma içermemektedir. Aksine, ihale üzerinde kaldıktan sonra sözleşmenin yürürlüğe girdiği ve uygulama aşamasında yaşanan ihtilaflara odaklanılmıştır. Bu kapsamda tarafların teknik yeterlikleri ya da teklif dönemine ilişkin nitelikleri Kurul kararı bağlamında analiz dışında bırakılmıştır.
Sonuç olarak, Kurul bu başvuruyu görev yönünden incelemeye değer bulmamış ve net biçimde 4734 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığını değerlendirmiştir. Tasfiye sürecine, yer teslimindeki gecikmelere, idarenin cevaplarının geçerliliğine yönelik iddialar, sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olup Kurumun görev alanına girmemektedir. Bu nedenle başvuru esasa girilmeksizin yalnızca Kurumun yetki sınırları gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu yaklaşımla, Kurul, ihale süreci sonrası doğan özel hukuk ilişkilerine müdahil olmayacağına dair mevcut uygulamasını bir kez daha teyit etmiştir.
Bu içerik, ilgili kararın genel çerçevesini ve Kurul değerlendirmesinin ana hatlarını açıklayıcı nitelikte sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Metin, kararın tamamının yerine geçmez ve bağlayıcı veya nihai bir hukuki değerlendirme olarak kabul edilemez.
Burada yer alan açıklamalar, yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, yapılacak değerlendirmelerde kararın aslı ile dayandığı resmî metinlerin esas alınması gerekmektedir.
Bu karar ve değerlendirme çerçevesinde görüşlerinizi paylaşabilir, farklı yorum ve yaklaşımları tartışmaya açabilirsiniz.